Sakin Güç: Berfe Sancak
- Aybike Yavuzoğlu
- 27 Oca
- 4 dakikada okunur
Berfe Sancak bu röportajında bize yaşamının en gerçek dönemini anlatıyor. Sporcu disiplininden oyunculuğun hassas dünyasına, yeni evliliğin getirdiği denge ve huzura… 2026’ya adım atarken hem kendine hem hayata başka bir yerden bakmayı öğrendiğini söylüyor. En çok da yavaşlamanın da bir güç ifadesi olduğunu keşfetmiş.

Sporcu disipliniyle büyüyüp, şimdi set temposuna aynı kararlılıkla devam ediyorsun. Disiplin senin hayatında sadece sporla mı başladı, yoksa çocukluğundan beri seninle gelen bir karakter özelliği mi?
Disiplin benim için neredeyse bir refleks. Çocukluğumdan beri içimde o odaklı, yarım bırakmayan taraf vardı. Spor bu özelliği sadece daha da keskinleştirdi. Benim için disiplin, kendine duyduğun saygının bir parçası; ister antrenmanda ister sette olsun, mesele hep aynı: yaptığın işi en iyi hâline getirme isteği. Çünkü sonunda ortaya koyduğun her şey seni anlatıyor.
Atletizmden oyunculuğa geçişte seni en çok zorlayan şey ne oldu?
Spor bana güçlü durmayı öğretti ama oyunculuk o gücü bırakabilmeyi… En zorlandığım şey, her şeyi kontrol etme alışkanlığını kırmaktı. Setlerde duygularına izin vermek, zayıflığını saklamamak benim için büyük bir dönüşümdü ve o kırılganlıkta aslında özgürleştiğimi fark ettim.
Hikâye ne kadar büyük olursa olsun, içinde gerçek bir kalp atışı yoksa beni çekmiyor.
Rolüne karar verirken seni en çok çeken şey senaryonun duygusu mu, karakterin gücü mü?
Benim için her şey duygu. Bir rolü seçerken ilk baktığım şey, karakterin içimde ne hissettirdiği oluyor. Hikâye ne kadar büyük olursa olsun, içinde gerçek bir kalp atışı yoksa beni çekmiyor. Ben o kalp atışının izini sürmeyi seviyorum.
Set dışında Berfe nasıl biridir? Sessiz bir gözlemci mi, yoksa enerjik bir anlatıcı mı?
Set dışında çok daha sade bir Berfe var. Sessizliği severim ama bu sıkıcı bir sessizlik değil; daha çok huzur bulduğum bir alan. Müziklerim, kahvem ve düşüncelerimle kendi ritmimde olmayı çok severim. Ama sevdiklerimle birlikteyken bambaşka bir enerjim vardır; kahkaham hiç eksik olmaz. Beni yakından tanıyanlar hem sakinliğimi hem de coşkumun dozunu bilir. Bu ikisi benim dengem.

Hayatının birçok alanında yeni başlangıçlar içindesin, hem kariyerinde hem özel hayatında.Bu dönemde seni en çok değiştiren şey ne oldu?
Teslimiyet. Artık her şeyin kendi zamanında gerçekleşeceğine inanıyorum. Eskiden sürekli kontrol etmeye çalışırdım; şimdi akışa güveniyorum. Bu da beni hem daha sakin hem de daha güçlü birine dönüştürdü. Gerçek gücün bazen bırakabilmekte olduğunu öğrendim.
Yeni evli biri olarak “birlikte büyümek” kavramı sende ne ifade ediyor?
Birlikte büyümek, birbirini değiştirmeden gelişebilmek demek. Aynı yolu yürürken iki ayrı ruhun ışığını söndürmeden ilerlemesi… Benim için aşk hem güvenli bir alan hem de büyümeye açık bir davet. Her gün birbirimizin yeni bir hâline tanık olmak, o yolculuğu paylaşmak çok kıymetli.
Evlilikle birlikte hayatındaki öncelikler nasıl değişti?
Evlilikle birlikte hayatımda denge her şey oldu. Eskiden sadece üretmeye ve çalışmaya odaklanırdım; şimdi huzur, sevgi ve sadeleşme en az başarı kadar önemli. Bence gerçek güzellik de tam olarak bu dengeden geliyor.
Benim için aşk hem güvenli bir alan hem de büyümeye açık bir davet.
Evde Berfe kimdir? Şefkatli mi, düzenli mi, plansız mı?
Evde çok daha kendi hâlimdeyim. Bazen kahve yaparken şarkı söylerim, bazen bütün günü pijamayla geçirdiğim olur. Kimi gün çok sakinim, kimi gün ise tam tersi enerji doluyum… Mükemmelliğe takılan biri değilim ama evin atmosferi benim için çok önemlidir; sıcaklık, enerji, huzur… O duyguyu hissedeyim yeter. Ceyhun’a karşı çok şefkatliyimdir; o evdeyse ortam zaten hemen yumuşar. O benim her zaman kırmızı çizgim. Ev, en çok sevgiyi hissettiğim yer.
Hem sporcu hem oyuncu kimliğinle, kadın olmanın hangi yönünü en çok sahiplendin?
Kadın olmanın zarafetini. “yumuşak güç” dediğimiz o hâli çok seviyorum; nazik ama kararlı, zarif ama güçlü olabilmek… Bu denge benim kimliğimin tam merkezinde.

“Güçlü kadın” tanımı sence fazla mı romantize ediliyor, yoksa içi dolu bir kavram mı?
Bence zaman zaman romantize ediliyor. Çünkü güçlü kadın sadece dimdik duran değil; gerektiğinde ağlayan, duygularını bastırmadan kendi merkezinde kalabilen kadın. Asıl güç tam da bu gerçeklikte saklı.
Kendine nasıl alan açarsın? Sessizlikle mi, üretmekle mi, sevdiklerinle vakit geçirerek mi?
Aslında hepsiyle, ama en çok üretmekle alan açıyorum. Yazmak, spor yapmak, doğada yürümek… Bunlar bana alan açıyor. Kendimle baş başa kaldığım anlarda enerjim tamamen yenileniyor.
2026 benim için korkusuzca parlamanın ve hak ettiğim alanı sahiplenmenin yılı olacak.
Yeni yıla girmemize çok az bir zaman kalmışken geride bırakmak, kendinde dönüştürmek istediğin bir şey var mı?
“Her şeyi aynı anda yapmalıyım” düşüncesini geride bırakmak istiyorum. Bu yılın bana öğrettiği en güzel şey,her şeyin bir zamanı olduğu… Bazen yavaşlamak da üretkenliğin bir parçası.
2026 yılı senin için neyin yılı olacak?
2026 benim için ışığın yılı olacak. Karanlıktan değil, olgunluktan doğan bir ışığın… Hem içsel olarak hem de kariyerimde daha çok parladığım, kendi sesimle görünür olduğum bir yıl olacağına inanıyorum.
Eğer yeni yıl bir kelime olsaydı, seninki ne olurdu?
“Yükseliş.” Çünkü artık hiçbir şeyi küçülterek yaşamıyorum; ne duygularımı, ne hedeflerimi, ne de hayallerimi… Bu yıl kendimi geri çekmek yerine, tam hâlimle ortaya koymak istiyorum. 2026 benim için korkusuzca parlamanın ve hak ettiğim alanı sahiplenmenin yılı olacak.

Berfe Sancak ile 'O mu?, Bu mu?'
“Sabah koşusu mu, set öncesi kahve mi?
Set öncesi kahve
Düz saç mı, doğal dalga mı?
Doğal dalga.
Her zaman o eforsuz enerjiyi seviyorum.
Beyaz gömlek mi, oversize sweatshirt mü?
Oversize sweatshirt kurtarıcımdır.
İstanbul trafiği mi, Ege sahilinde sessizlik mi?
(Gülüyor)Bence ikiside.
Bazen Ege sahilinin sessizliği iyi geliyor, bazen de İstanbul trafiği. Çünkü trafikte çok üretiyorum; sinirlenenlerden değilim.
Spor ayakkabı mı, topuklu ayakkabı mı?
Artık topuklu
Kamera önü mü, kamera arkası mı?
Tabii ki kamera önü
Sessizlik mi, kalabalık enerjisi mi?
Ben canlı enerjiyi seviyorum. Yerine ve moduma göre değişiyor.
Tatilde macera mı, tam dinlenme mi?
Macera çok severim ben macera içinde hepsini yaparım zaten
“Güçlü görünmek” mi, “güçlü hissetmek” mi?
Kesinlikle güçlü hissetmek. Çünkü hissettiğin şey, gördüğün şeye dönüşür.
Röportaj Aybike Yavuzoğlu
Fotoğraf Emre Güneş
Video Hakan Akman
Moda Editörü Akın Özışık
Saç/Makyaj Mesut Özuzun
Video Asistanı Ömer Taşkın, Yiğit Çelik
Makyaj Asistanı Ayşe Altun Yıldız, Ecrin Akyıldız
Mekan Moss Stüdyo
Elbise, Ayakkabı İLVİ



Yorumlar